28 Mayıs 2008 Çarşamba

-Le Petit Prince-




“ve geceleri gökyüzüne bakarsın. her şeyin çok küçük olduğu gezegenimin yerini gösteremem sana. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin... hepsi senin dostların olacak. hem sana bir armağan vereceğim..."
"yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. ben gülüyor olacağım bir tanesinde. ve geceleyin gökyüzüne baktığında bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak... yalnızca senin gülen yıldızların olacak!"
"ve üzüntün hafiflediğinde (zaman bütün acıları hafifletir) beni tanımış olmak hep seni mutlu edecek, dostum olarak kalacaksın.
benimle gülmek isteyeceksin. bunun için de arada bir pencereni açacaksın...
dostların gökyüzüne bakıp bakıp güldüğünü görünce çok şaşıracaklar!
onlara 'yıldızlar hep güldürür beni!' diyeceksin. deli olduğunu düşünecekler. sana nasıl bir oyun oynadığımı görüyorsun..."
"acı çekiyormuş gibi bakacağım. biraz da ölüyormuşum gibi... evet, öyle. bunu görmeye gelme. görmeye değmez."
"gelmemeliydin. acı çekeceksin. ölmüşüm gibi olacak, ama ölmeyeceğim..."
"anlamalısın. çok uzak. bu gövdeyi oraya taşıyamam. çok ağır."
"atılmış, eski bir deniz kabuğu gibi olacak. bunda üzülecek bir şey yok..."



-gunaydin, dedi kucuk prens
-gunaydin,dedi satici
susuzluk giderici haplar satan bir adamdi bu.haftada bir hap ictiniz mi, artik icecek bir sey aramiyordunuz.
-bunlari neden satiyorsun? diye sordu kucuk prens.
-zamanin bos yere harcanmasini onlemek icin.uzmanlarin hesabina gore,bu haplar alininca haftada elli uc dakika kazaniliyor.
-peki bu elli uc dakikada ne yapacagiz?
-canin ne isterse
-keyfimce harcayacak elli uc dakikam olsaydi,agir agir bir cesmeye dogru yururdum,dedi kucuk prens.

....


-senin ordaki insanlar, dedi kucuk prens, bir bahcenin icinde binlerce gul yetistiriyorlar ama yine de aradiklarini bulamiyorlar.
-dogru, bulamiyorlar dedim.
-aslinda aradiklari tek bir gulde, ya da bir damla suda bulunabilir.
-evet, haklisin dedim.
-ama kordur gozler. insan ancak yuregiyle baktigi zaman gercekleri gorebilir...


....


“eh, hiçbir yer mükemmel değildir” dedi tilki içini çekerek. sonra kendini anlatmaya başladı: “yaşamım çok monotondur. ben tavukları avlarım, avcılar da beni. bütün tavuklar birbirine benzer. bütün insanlar da öyle. bu yüzden biraz sıkılıyorum. ama beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. şu ekin tarlalarını görüyor musun? ben ekmek yemem. buğday benim hiçbir işime yaramaz. bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. buna üzülüyorum. ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. altın renkli saçların var senin. ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim.
sustu tilki ve uzun bir süre küçük prensi izledi.
“senden rica ediyorum. lütfen beni evcilleştir!” dedi.
“elbette” dedi küçük prens.
“ama pek fazla vaktim yok. yeni arkadaşlar edinmem ve birçok şeyi anlayabilmem gerekiyor.” “sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki.
“insanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. her şeyi dükkandan hazır alırlar. ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”
“ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.
“çok sabırlı olman gerekiyor. önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar. ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.”
ertesi gün küçük prens yine geldi.
“her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki.
“örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim. ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. insanın gelenekleri olmalıdır.
“gelenek nedir?”
“bu da çok sık unutulan bir şeydir” dedi tilki.
“bir günü diğer günlerden, bir saati diğer saatlerden ayıran şeydir. örneğin, şu benim avcıların da gelenekleri vardır. perşembeleri kızlarla dansa giderler. bu yüzden de perşembe benim için harika bir gündür. üzüm bağlarına kadar yürüyebilirim. ama avcılar dansa herhangi bir gün gitseydi, benim için hiçbir günün özelliği olmayacaktı ve asla tatil yapamayacaktım.”
böylelikle küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. ve ayrılma vakti geldiğinde
“ah! sanırım ağlayacağım” dedi tilki.
“bu senin hatan” dedi küçük prens.
“ben sana zarar vermek istemedim. seni evcilleştirmemi sen istedim.
“doğru, haklısın” dedi tilki.
“ama ağlayacağını söyledin!”
“evet, öyle.”
“o halde bunun sana hiçbir yararı olmadı.”
“hayır, oldu. buğday tarlalarının rengini gördükçe seni hatırlayacağım. şimdi git ve güllere bir kez daha bak. o zaman kendi gülünün evrende eşsiz ve tek olduğunu anlayacaksın. sonra bana veda etmek için buraya geri döndüğünde, sana hediye olarak bir sır vereceğim.”


...



"..güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. kimse sizin için canını vermez. buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgardan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. çünkü benim gülümdür o.."


...



"hic kimsenin kitabımı ozensizce okumasini istemem dogrusu. bu anilarimi yazarken cok uzuntulu anlar yasadim. arkadasim koyunu ile birlikte beni birakip gideli tam 6 yil oldu. onu burada anlatmaya cabaliyorsam, bu biraz da onu unutmamak icin. arkadasi unutmak cok uzucu bir sey. herkesin arkadasi olmamistir. arkadasimi unutursam, kendimi o sayilardan baska bir seye deger vermeyen buyukler gibi hissederim sonra..."


....



"gökyüzüne bakın. kendi kendinize sorun: yedi mi? yemedi mi? ne kadar çok şeyin değiştiğini göreceksiniz. hiçbir büyük bunun ne kadar önemli bir sorun olduğunu anlayamaz!"


-...küçükken okunup büyüdükce anlaşılan...-

.İki Bıçak

İki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözleri
Karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek
Bir korkak, bir kaçak, bir firar
Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk
İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor
Olduğu yerde
Kalırsan sel basar yataklarımı
Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
Kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme
(M.M.)

13 Ocak 2008 Pazar

arayış(.)

Belki bir yalan'dır.. Kendiliğinden.

Bir korku'dur belki, Saklanandır.. Çirkinliğinden.

Bir soru olsa gerek; Sorulmadığındandır..

Birden..

3 Ocak 2008 Perşembe

-iyi olma olgusu-

Takacak kulplarım aldılar başlarını gittiler.Anlıyorum ki birşeyleri çürütmeye çalışabilmek,çürütme gereği duyulan birşeyler bulabiliyor olmak ne büyük nimet lütufmuş.
Nasıl bi insana iyi olduğu için kızılamazsa, sadece ona ait olan bi kararı için de yüz dökülmez.
Sen hep susmalar biriktirdin bense sessizliği kahkahayla karışık hıçkırıklarla bozdum.Hep yerine başkaları konuştu..öfkenin yerine anlayışın, hırsının yerine hoşgörün,kavganın yerine suskunluğun..
**

**

(ocak '08 .mena.)





20 Aralık 2007 Perşembe

uykszlk


uykusuzluk ve pencerede bir kedi
gece boyu hiç konuşmadan durdu
yağmurlar yağdı, dindi
pencerede hep kedi
ne geceye girdi, ne uyudu
baktı, baktı, baktı
belli değildi doğmadığı, doğduğu
sanki ona bir zaman
hadi şimdi, yola çıkıp bir duygudan
pencerenin dışında duran
bir geceden indi, odaya girdi
dedi
hadi şimdi sende in uykudan
sevdi mi, sevmedi mi, belli etmedi
sürdürüp suskunluğunu
yeni huysuzluğu besledi
aaaa
kedi bu uykunun içindeydi
ankara yolundaydı bir gece
bir gün marmaris yolundaydı
kedi bütün uyku kapılarının önündeydi
mırmırları, tırmalamalarıyla
bir kadının düşlerindeydi
ve bütün hırçınlığıyla
anılarının önündeydi. ..."

geç

"
sen bana ne söyledinse anladım.
baktığımı görmedinse anladım.
gittikçe sen olumsuzluk üstüne,
karanlıklar özledinse anladım. "

..

uykunun insanın içinden geldiğini sananlara;
uyku bütün gece onun başının üzerinde döndü dolaştı...sığacak bir yer bulamadı, gitti..

4 Aralık 2007 Salı

neFret

Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet, nefret, siddet ve saçmalik vardir.
Ve Cinayet konusunda
En Becerikliler Cinayet Karsiti vaaz verenlerdir
Ve Nefreti En iyi Becerenler Sevmeyi Vaaz Edenlerdir
Savaşı en iyi becerenler barış vaazı verenlerdir
Sevgiyi vaaz edenler sevgisizdir
Vaaz verenlerden sakının
Bilmislerden Sakinin.
Durmadan kitap okuyanlardan Sakının
Yoksulluktan Nefret Edenlerden
Ya da Gurur Duyanlardan Sakinin
Övgü Göstermekte Hizli Davrananlardan sakının
Karsiliginda övgü Beklerler
Sansürlemekte Hizli Davrananlardan sakının
Bilmedikleri Seylerden Korkarlar

Sürekli Kalabaliklari Arayanlardan Sakinin;
Tek Baslarina Bir Hiçtirler

Ortamcılardan sakının insanları görünüşe göre ve dinlediklerine göre yargılayanlardan sakının
Yeni bir ortam uğruna dostlarını satarlar


Ortalama Erkekten Ortalama Kadindan Sakının
Sevgilerinden sakının
Sevgileri Vasattir, Vasati Aranir Dururlar
Ama Nefretleri Dahiyanedir
Nefretleri Seni Beni Herkesi Öldürebilecek Kadar Dahiyanedir.
Yalnızlığı istemezler
Yalnizligi Anlamazlar
Kendilerinden Farkli Herseyi Yoketmeye Çalisirlar
Yaratma Başarısızlıklarını Dünyanin Beceriksizlgine Yorarlar
Kendileri tam sevemedikleri için senin sevginin Eksik Olduğuna inanır ve senden nefret ederler
Ve nefretleri
Parlak bir elmas
bir biçak
bir dağ
bir kaplan Gibi
Mükemmeldir.

16 Kasım 2007 Cuma

.....

eger karar vermekse hayat,ve sen kararlarinda kararsizsan,kendini hic gibi hissetmende bir sakinca yok.eger sıkıntılarından vazgecip ona gore yon vermekse hayat,ve sen sıkıntılarınla yasayip engel koyuyorsan yoluna kendini bok gibi hissetmekte hicbir sakinca yok.aglamak istediginde gozyasin donuyorsa gozpinarlarinda,bagirmak istediginde dolaniyorsa kelimeler bogazinda,kendini taniyamiyorsan aynaya baktiginda,kendini 'yok'mus gibi hissetmekte hicbir sakinca yok.unut,yasadigin hicbirsey sana ait degil.zaten yasamin senin degil.toplumla butunlesmis ve olaylar zincirine bagliolarak gelisen bir duzmece.sadece icinde yasadiklarin senin.kendine soylemekten korkmadigin,kimsenin bilmesine gerek olmayan,bileni ise degerli kilan duygularin.inanmiyorum kararlara,inanmiyorum yollara,inanmiyorum kavgalara,ortam aglaklarina.gerçek sevgi icte yasanir,gercek huzun icte yasanir,gercek depresyon icte yasanir.kendinikandirma,toplumun sana dayattigi sacma kurallarla 'yasamini'yasamaya kalkma.kendin olmak istiyorsan ve kendini bir bok gibi hissetmek istemiyorsan toplum maskeni cikar ve sadece yanliz oldugun zaman ortaya cikan 'sen' e aynada bak.hickimse kendisi degil.herkes bir hic herkes bir bok herkes bir yanlis kalabaik gozle.icinde sen bir pirlantaysan eger,bunu sadece kendin gormen yeter seni tatmin etmek icin.eger bupirlantayi insanlarda gorsun pahasina disariya cikarip kendini bok gbi hissediyorsan o zaman gercekten kendini bir BOK gibi hisset!

başlık yok buna .

herseyi ardimda birakip kendime kurduğum düzene balyoz vurmak isteyen tahta kafalara:Ç

anfraldkfnad...ben kimseye hiçbirşey yapmıyorum.kimsedende çok şey beklemiyorum.oyüzden bosverin bunlarla ugrasmayıda nasıl oluyorda degismiyormus hicbirsey..birisi ilgi ister. birisi 5 yasında ufacık velet gibi ağlar. birisi intikam ister..herkes sizden bir parca ister..ama ben busefer vermiyorum.. ve diyorumki siktirin gidin.! bukadar basittir bu olay..
hayatında herkesi kaybetmiş mallar icin üzülmüyorum. gercek anlamda aklını yitirdigi icin insanlara duygu somurusu yapıp..kendini deli sanan ama aslında temiz kalpli bir dahi gibi göstermeye calısanlari sevmiyorum.. onların nefretlerinede inanmıyorum..bi kuyudan asagi düşerken takıldığı dala sırf hayatını(gecici bi sure) kurtardigi icin kendini ona asik sanip ona adayanlarada sıçayım..
ama sadece sunu söylüyorum herkese bana yaklastığı derecede yaklasırım..herkese..bir SINIR esliginde tabiki....
hic birinizden nefret etmiyorum.

8 Kasım 2007 Perşembe

Büyümeyen çocukluğum başlarken

Çocukluğumu yaşatıyorsun
Yalnızlığımca seviyorum seni
Nice uzaklarda olursan ol
Ölümümce yakınsın bana...

Büyümeyen çocukluğum biterken

Çocukluğumu öldürüyorsun
Ölüm kokuyor sewgisizliğin
Nice yakın olursan ol
Yakınlığınca uzaksın bana...