28 Şubat 2010 Pazar

hüzünleeer başıma vurdu genee!!!



Evimi özlemek yahuu!!
5 haftadır benimsediğim göçebe gezginci kültürünün bugün sonuna geldik.sabit bir şekilde yerimde durup haziran sonuna kadar da okuluma gidiciime yerimde saydığım çok geçmiş günler geçmiş olsunu bol günler üstüne and içerim yimin ederim=P

ama ruhumu istanbulda bırakmış olma ihtimalim nokta kom diyorum, şayet vedalaşamadım bile kendisiyle, o son dakkalar çok hüzünlendim!!

Belki Kamil Koç gerçekten bir doktor olsaydı o afişteki de gençliği olsaydı ben de o otobüse binemezdim mesela=p



uff yaa. =/

20 Şubat 2010 Cumartesi

günün sözü.

Guys are like dogs. They keep comin' back. Ladies are like cats. Yell at a cat one time, they're gone.
Estetik ameliyat ancak duygulara ve değişmeyen huylara yapılabilir olduğunda estetik olacaktır benim için. Evet!! Şu haliyle şuan hiç bir işime yaramıyor lakin.


Ahahaha hayır kendimi kusursuz filan zannetmiyorum dostlar! gözlerim iyi görüyor çok şükür. Ama ben onlarsız ne yaparım neden aldırayım gözle görülen kusurlarımı, kendimi bile bile eksiltmek bana göre değil. Çıplak gözle görülemeyenlerledir benim derdim. O yüzden tıp dünyası beni tatmin edebilmek için daha çoook çalışmalı!! :)

17 Şubat 2010 Çarşamba

Son 1 saattir sürekli "kendi kendine gelin güvey olmak.." diyip duruyorum içimden.Bazen cümle içinde kullanıyorum bazen de yalnız bırakıp halini tavrını ölçüyorum. Şaşırdım ben iyice.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Çünkü bazen çok zor geldiğini söylemek bana çok zor geliyor.

27 Ocak 2010 Çarşamba



En az kendim kadar sevebileceğim biri lazım bana.Yoksa hep böyle 'ben'le kalır cümlelerim. ben burda kalırım sen orda. geçemezsin ne yapsan da bu tarafa. yani sen kendini o kadar çok sevdir ki bana, ben o bütün 'ben' lerimi bir 'biz' in içine atabileyim. Yoksa 'ben'ciliğimin içinde kaybolur 'sen'ciliğin bile. kendi huzurumdan eksilttiğim kadar senden de bana sevgini çalarım yoksa. ne yapıyorsam kendime yaparım, sen sadece senden beni izlersin yoksa. yoksa sadece hep 'ben' kalırım, sen sadece hep 'sen'.. yoksa yok olur zamanla sendeki bütün 'ben'ler.. yoksa ben yine sonunda bakakalırım birbirinin aynısı eserlerimden bir yenisine daha..
yoksa, ben yokum zaten sen varım desen de. o yüzden sen kendini o kadar çok sevdir ki bana...


Listening: Fleet Foxes-Your Protector

26 Ocak 2010 Salı

anlam/sız.

Çünkü aklım acıyor.
Çünkü sevdiğime dokundukça bölünüyorum.
Çünkü isyanım bir komplo
Çünkü altkatta biri dolaşıyor.
Çünkü iktidardan iğreniyorum.
Çünkü her masalda biraz bizden var.
Çünkü terkedenin sesi unutulur. ilkin.
Çünkü dönemem. çünkü dönmez / dönemez.
Çünkü titriyorum.
Çünkü tren devrildi. ölü çok.
Çünkü ağrı bütün vücuda yayılıyor.
Çünkü vurulduk.
Çünkü kolaj zehri çoğulluyor.
Çünkü birbirimizi işitmiyoruz.
Çünkü birbirimizi istemiyoruz.
Çünkü suçu üstümüze aldık.
Çünkü sanki teslim olduk.
Çünkü kolay ölmeyeceğiz.




Büyük bir yüz ölçümüne ait dünya... Bir o kadar çok kişiye ait doğru ve yanlış...

'' Fazla anlamınız varsa alabilir miyim ? ''

19 Ocak 2010 Salı


Şu hayatta sadece iç huzurumu arıyorum. Gerçekten. Nerde,kimde,ya da nasıl? tek dert bu. aslında hiç birşeyim. aslında hepimiz böyleyiz. hayatında sadece huzur olsa sonsuz huzur olsa başka her türlü şeyin anlamını yitirdiği varlıklarız. herşeyi olsa sadece huzuru olmasa bu defa da sahip olunanların hiçbir şey ifade etmediği.hem hiçbişey hem herşey demek bu. her birimiz bu dünyada hem hiçbirşeyiz, hemde herbişey.
herşey senin gördüğün kadar var. ben senin gördüğün kadarım. ne yaparsam yapayım.
aslında hepimiz en iyisinden bir fotoğraf makinesiyle doğmuşuz.hayatta istediği yeri netleyen, istemediğini flulaştıran.hemde 3D. ama kullanmasını bilmiyoruz işte. yada yeterince fotoğraf çekip pratik yapmıyoruz.ve haliyle de ilerleyemiyoruz,gelişemiyoruz. kendi hayatlarımıza karşı cahil kalıyoruz.
evet çok karamsar bir tablo oldu. ama kendime baktığımda etrafıma baktığımda gördüklerim bunlar. ne kadar yetersiz olduğumuz, ne kadar kendimizi dünyalar sandığımız.
bize en çok zarar veren şey herşeyi bildiğimizi sanmamız. bilmişliklerim beni yoruyor, okadar çoklar ki, gözlerimi kör ediyorlar. fotoğraflar da o yüzden istediğim gibi çıkmıyor zaten..

18 Ocak 2010 Pazartesi

itirafnoktakom

-Hayatında 'Bıdıbıdı Dütdüt' olmasaydı ne olurdu?
sorusuna
-Düşünemiyorum bile. / Bende olmazdım.
gibi cevaplar verebilmek istiyorum.

PS. Bıdıbıdı isim Dütdüt ise soyadı dır hayatımın aşkının. bu yüzden karşıma çıkamıyor olsa gerek. ben olsam ben de bi çekinirdim başta,gelicek tepkilerden gülüşmelerden ahsıdkaşa

uff ya ağız tadıyla itiraf bile yapamıyorum.hemen bi sululuk hemen bi espriler şakalar. hiç komik değil.
ama hakikaten bu cevapları nasıl verebiliyorsunuz merak ediyorum.varoluş nedenin nasıl bir başkası olabilir? tek kişi tek durum tek şart??! o yoksa sen de yoksun?!
eğer gerçekten böyle bir duygu varsa - sizin uydurmadığınız- ben o duyguyu yolda görüp, şaşırıp, tökezleyip, vay anasını demek suretiyle şimdiye kadar inandığım herşeyden utanıp vazgeçip yola gelicem söz.
ps: duygu burda erkek ismi.

16 Ocak 2010 Cumartesi

paranormalleştirebildiklerimizden misiniz?

dünya küçük. dünya baya baya küçük. gitçem ben başka bir yere.kendime paralel bir evren seçip oraya yerleşicem.

ankaradaki insan nüfusunu, sinema sayısını, bu sinemalardaki salon sayısını, her salondaki koltuk sayısını ve bu salonlarda günlük gösterilen film adeedini birbiriyle çarpıp istatistiksel sonucunu elde ederseniz kaç zilyonda bir ihtimal olan şeylerin nasıl olupta başıma geldiğini görüp dünyaya itimatınızı sizde kaybedebilirsiniz istiyorsanız. hayır yani ancak filmlerde olucak şeyleri ben olmicak zamanlarda olmicak insanlarla yaşıyorum. bu 'olmicak'ları biri gelip ters çevirip 'olacak' yapsa hayatım tam anlamıyla toz bir pembe de olacak aslında ama bir tepe taklaklık var bir yerlerde işte.
neyse.

paranormal activity
lerimin bugünlük sonuna geldik sayın seyirciler. yeni filmlerle yeni tesadüflerle karşınızda oluciiz.haftaya; 'tesadüf diye birşey yoksa bu olanların kozmik anlamları nelerdir?' isimli yeni yazımla sizlerleyim. beni izlemeye devam edin esen kalın.

15 Ocak 2010 Cuma

13 Ocak 2010 Çarşamba

kurstaki grafik hocamın mehmet turgut'a ne kdr çok benzediğini acaba kendisi de hiç farketti mi. benzemek ne demek ya adam bildiğin fotokobisi gibi. sadece kartuş azaldığı için daha açık renk çıkmış o kadar yani.
insanlar çeşit çeşitti hani! neden herkesi birilerine benzetmek zorunda kalıyorum ozmn ben. dahası neden gittikçe aynılaşıyor gibiyiz. baka baka mı kararıyoruz yatıp yatıp şaşı mı kalkıyoruz neler oluyor!
azıcık farklı bişey görsem mutlu oluyorum.farklı bi fikir duysam heyecanlanıyorum. ne dedi vay anasını diyorum arkadaşı olmak istiyorum=P ama hakikaten.
I needed to believe something, I need you to believe in something, I needed to believe.

12 Ocak 2010 Salı

2012 de sonumuz gelicekse ve bütün planlarım ve hayallerim kursağımda kalıcaksa diye o vakte kadar bişey yapmadan beklemeyi düşünüyorum. böle durcam mesela olduğum yerde.olur da efsane gerçek çıkmaz da yok olmazsak ozaman da kendi kıyametimi kendim koparırım artık sanırım. niyet ettik bi kere dönmek olmaz artık hesabı. bide 2 yıl öylece durakalmış olmanın verdiği miskinlik de olcak tabi. yaşamaya halim kalmaz zaten. yiğidim aslanım burda yatıyor yazarsınız başucuma da.

10 Ocak 2010 Pazar

black cat

Küçükken yatağının altında bir canavar yaşadığını sananlardanım.Yorganın altına tamamen gömülüp yattığım halde uyurken kolum bacağım dışarı çıkarsa kabuslar filan görürdüm.bunların en gözdesi de kimseyi inandıramadığım siyah kediydi. hep odama giriyodu üstüm açık kalınca. ama çığlık atmamla odama geldiklerinde hep çoktan kaçıp gitmiş olduğundan inanmadılar hiç bana.. ya ya.. işte böyle. janis var artık neyseki, bir tek benim görebildiğim değil herkese görünen bir kedim. hoho.

8 Ocak 2010 Cuma

final haftalarının hayal gücünü ve yaratıcılığı ne kdr geliştirdiği su götürmez bir gerçek.
ama artık iyice sapıtmış bir durumdayım. milli kütüphane, starbaks, burger king, tobb kütüphanesi diye uzayıp giden ders çalışmaya gidilen yerler listeme bir yenisi daha eklendi. halamın içinde halam olmayan evine gidip ders çalıştım bu sefer de.
yani kapınızı bir gün pardon ben burda biraz çalışabilir miyim diye çalarsam beni içeri alın lütfen.
bir tek kendi evimde çalışamıyorum çünkü. mesela bugün eve geleli 5 saat oldu ve daha defteri kitabı açamadım bile. evde verilen küçük çaplı büyük gürültülü konken partisinin de etkisi büyük olsa da suçu kendine at beybi diyorum. kendimi odama kapayıp uyuyakalabildim orda mesela.


off allahııım ellerim titriyooouuğğuğğuğuu

7 Ocak 2010 Perşembe




. you met me at a very strange time.



"güzel bir tasarım harikası olmuş ama komik olmamış yani güldürücü değil mesela sen hiç gülerken kahkaha attın mı??"

mell in bilmem ne video sunu izle çok güzel dememe karşın kurduğu birbirinden abuk kelimelerle dolu cümle ahauhaua kardeşimi seviyorum diye sokaklara atıcam kendimi bi gün ha.

iki bi non.

geldi.duymuşsunuzdur sizde. hatta 6 günlük bile oldu. bnm beynim hala resetlenemedi ama. yılbaşı daha gelmemiş sanıyor bile olabilirim. sahi 2009 kaç çekiyordu, biraz erken mi geldi acaba bu yıl yılbaşı???


neyse önemli olan nokta lanetlenmiş 2009 un tarihe gömülmüş olması zaten.lanetlendik çünkü topluca.biri okudu üfledi.olmasınlar dedi mutlu dedi hiç dedi herşey boka sarsın kazıkları bir bir yesinler tam toparlicak gibi olunca birdaha yesinler dedi al dedi üfledim dedi herşey üstüste gelsin her sefernde daha da kötüsü gelsin dedi.al dedi git dedi.çocuklarını dedi.istiyosan dedi.al dedi burdan çık git bu seneden sen dedi.

ama artık gelecek güzel-güzel gelecek.oturup hayatımda en kötü neler olabilir şuan hmm diye düşünsem hani kafayı bu derece sıyırıp bi liste çıkarsam listenin en başında aklıma gelen-gelicek olan şeylerin her bi türlüsü oldu da bitti maşallah. ve hayatıma alıp en güzel köşelerini de onlara verip buyrun bakalım haydi bok edin hayatımı hadi ne hale getirceksiniz bakalım beni dediğim tüm o insanlar hayatımdan çıktığına göre, arkalarından kapanan kapılara da hiç bir masrafdan kaçınmayıp en pahalı kilitlerden taktırdığıma göre eğer ben o şuan boş olan yerleri de yine akıllanmayıp da böyle terminatör kişilikli insanlara vermezsem hayat güzel olcak. mutluluğun formülü çok açık.

2010 güzel olcak. biliyorum çünkü. nerden mi biliyorum. nerden bilmiyorum sadece biliyorum. sadece bildiğim için bu kadar eminim zaten. ehuah hala anlamaya mı çalışıyorsun yahu. sezgilerim var benim olm. şu hayatta babamdan sonra onlara güvenirim ben. hatta bazen babama da güvenmem sezgilerim öyle söylerse. huhohuh temem gidiyorum. okuma sende kapa olmamış farzet şu son 5 saniyeni yaşanmamış say=)
dün kasiyer kıza aldıklarımdan birini poşete koymayı unuttuğu ve bnm ankamall den çıkarken farkedip geri dönüp almak zorunda kaldığım için delicesine bağırdım. bağırıp çağırıp laftan açıklamadan anlamayan huysuz müşteri oldum resmen. tekrar açık havaya çıkıp yağtığım şeyin saçmalığını ve kasiyer kızcaazın çaresiz bakışlarını düşünüp kendime sinir olmakla meşgulken yolda bi amca gördüm.70 yaşlarında filandı. sinirim gitti yerine daha kötüsü geldi o adamı görünce.sorduğu soruya cevap verdikten sonra boynuna sarılmak isteyip yapamayınca da oturup yol kenarında bir güzel ağladım. amca uzaklaştı ben ağladım.evet yaptım bunu kimse kusura bakmasın ama yaptım.en yakın arkadaşımın yanında hatta kardeşimin yanında bile kolay kolay ağlayamayan ben tek başıma sokak ortasında ağladım!

daha neler görcez bakalım.

3 Ocak 2010 Pazar

euahueha ekşi sözlük güldürdürdürdürdün gene beni!

merve

" yavru kustur gercektende.ama huzur getirdigi pek gercek degildir zira icinizdeki hiperaktif kisiyi ortaya cikarabilir.alkolik bir pigmeden baska birsey degildir.arkadaslik soz konusu oldugunda 7 yil once baslamis ama yarim kalmis bir dostlugu bile yeniden canlandirabilir.cunku en candan en sirdas en komik en sahtekar en gercek olandir.yanlis yapmamdan kendimi uzmemden en cok korkandir.bu isme sahip nev'i sahsina munasir kizlarimizdan soluk benizli olanlari kaptan magara adami tarzi beyefendilere ozel bir ilgi duyarlar.* "


genelde ismim hakkında ileri geri konuşulmuş ben bu kısmen daha iyi olanını aldım tabikide kendime =P

27 Aralık 2009 Pazar

inbox ıma "ben romeo sende juliet olmalısın" diye bir msg gelmiş twitter da. romeo bunu duysa çok üzülürdü eminim.
heran herşeye dellenebilcek durumdayım bgnlerde. sürekli bişeylere sardırıyorum ve de saydırıyorum. evet bütün bunların farkındayım oyüzden şaşkın şaşkın yüzüme bakmaktan, kendine gelsene bakışları atmaktan ve neden öyle davrandığımı anlamaya çalışmaktan vazgeçebilirsiniz bence.




I started a joke
Which started the whole world crying
Oh but I didnt see
That the joke was on me...oh no..
And I started to cry
Which started the whole world laughing
Oh if Id only seen
That the joke was on me.




bazen insanların kızmak, olumsuz tepkiler vermek veya yürüyüp gitmek için ille de nedenleri olması gerekmediği fikrine alışmamız gerekmektedir.
alışmam gerekmektedir.
alışmanız gerekmektedir.

26 Aralık 2009 Cumartesi

insanlar neden yeni öğrendikleri,kendileri tecrübe edip beğendikleri,yada ordan burdan duydukları kişiye has anektodlarını bloggerlarında paylaşıyorlar anlamıyorum yani ne ayak bu? şu marka çantalar süpper, bu kozmetik ürünü sizi dünya güzeli yapar vs.. bunları gerçek muhabbetlerdeki gerçek arkadaşlarınıza saklasanıza ey sanal ortam yiğitleri? hayır üşenmiyorsunuz da onca fotoyu yükleyip onca açıklamayı bilgiyi yazmaya. hayırlara vesile olacak bi iş yaptığınızı,insanlığa fayda sağladığınızı daha da önemlisi bir işe yaradığınızı filan hissettiriyor sanrım bu size ama burdan bakınca baya boş beleş görünüyorsunuz be yahu. üzgünüm size puanım sıfffır kankalar!

23 Aralık 2009 Çarşamba

dünyada bukadar çok salak insan olmasının tek iyi yanı yanlarında kendimi çok akıllı sanıyor olmam sanırım.

22 Aralık 2009 Salı

Küçük ölüm günlerimiz oluyor hayatta. Sonra da yeniden doğuyoruz.. : )


öldüren şeyler teşekkürü hak bile edebilir. Yeniden başlama şansı verdikleri için. Yoksa hiç akıl edemicektik, hadi diyelim akıllı çıktık da akıl ettik, bu defa da o gücü bulamicaktık.


Yani;

Gelecek zamanlar, geçmiş zamanlardan büyüktür.


sakın o umut diye bilinen, renkten renge sokan şeyden vazgeçmeyin! kaybolun. ama o kürkçüye geri dönün gece olunca. yeni günleriniz de renginiz de bol olsun.. :)

19 Aralık 2009 Cumartesi

istanbulagidelimistanbulagidelimistanbulagidelimistanbulaGİDELİM
ankarayısevmiyorumankarayısevmiyorumankarayısevmiyorumankarayıSEVMİYORUM

16 Aralık 2009 Çarşamba

beni çıldırtmaya devam edin.

Okulumun Mühendislik Binası 4üncü katını bombalayacak olmamın sizin için bir sakıncası varsa lütfen geç olmadan harekaata geçiniz ve benden önce siz beni bombalayınız.Ama lütfen yönetmeliğine uygun bir şekilde yapın bunu da, rica ediyorum.

10 Aralık 2009 Perşembe

Gösteri Peygamberi

İskeletimiz, dokumuzu yerden kaldırmak için var. Terimiz, soğuyabilmemiz için var.
İnsan her konuda aydınlanma yaşayabiliyor.
Yüz beşinci kat civarına gelince insan bu bedenin, bu koca bebeğin esiri olduğuna inanamıyor. Onu beslemek, yatağa yatırmak ve tuvalete götürmek zorundasın. Daha iyisinin icat edilmemiş olmasına inanmak istemiyor insan. Daha az ihtiyaçları olan, daha az vakit kaybettiren bir şey icat edebilirdik.
İnsanların neden uyuşturucu kullandıklarını anlamaya başlıyorum. Çünkü zamanın sınırlı olduğu, kanunlar ve emirlerle dolu ve mülkiyete dayalı bu dünyada insanların yaşayabilecekleri tek gerçek kişisel macera bu.
Sadece uyuşturucu ve ölümde yeni bir şeyler tecrübe etme şansına sahibiz ve maalesef ölümün hakimiyeti fazla kuvvetli.
Eğer kimse izlemiyorsa herhangi bir şey yapmanın çok anlamsız olduğunun farkına varabiliyor insan.
Çarmıha gerilme sırasında izleyici sayısı düşük olsaydı, olayı başka bir zamana ertelerler miydi, diye düşünmeden edemiyorum.
Menajerin haklı olduğunun farkına varıyorum. İsa'nın neredeyse çıplak olmadığı hiçbir haç görmedim. Hiç şişko bir İsa görmedim. Ya da vücudu kıllı bir İsa görmedim. Gördüğüm her haçta İsa, belinden yukarısı çıplak olarak bir kot markası veya erkek parfümü için modellik yapacak görünümde.
Menajerin hayat hakkında söylediği her şey doğru. Eğer kimse sizi izlemiyorsa, dışarıya çıkmanın bir anlamı yok. Pekala evde oturup otuzbir çekebilir veya haberleri izleyebilirsiniz.
Yüz onuncu kat civarında insan şunun farkına varıyor; eğer birinin video kasedi yoksa veya daha da önemlisi bütün dünyanın gözleri önünde canlı yayında geçirmiyorsa hayatını, o kişi yaşamıyor demektir.
O kişinin, kimsenin kıçına takmadığı, ormanda devrilen ağaçtan farkı yoktur.
Bir şeyler yapıyor olmanızın hiçbir önemi yok. Eğer yaptıklarınızı kimse farketmiyorsa, hayatınız koca bir sıfırdan ibarettir. Boştur. Anlamsızdır.


(syf- 143)


flashbacks.

Hayatın herşeye rağmen devam etmesi, akıp gitmesi can sıkıcı aslında bazen biliyormusun.
Arasıra bi durmalı.. beklemeli bizi.

belki ozaman son 1 yılda hayatımda olup biten değişen yerinden oynayan çöpe giden dolaplara saklanan son görüşüm olan, yada sonsuzluğa gömülüp hayata veda etmek zorunda kalan tüm o olup biteni hala şaka sanıyor olmazdım. belki ozaman bu kadar yabancılaşmazdım..

8 Aralık 2009 Salı

allahallah

ve neden buraya gelip de bu sayfayı dert babası güzin ablası olarak kullanmaya başladığımı da anlamadım.
amacından saptın blög. kapatıcam seni görürsün. bu siteye erişim engellenmiştir yazıcak seni açıp da bişeylerden yakınmaya kalkıştığımda. ozaman anlicam buranın dert anlatma koltuğu olmadığını.
hayır dandik bir eylem olarak tabir edip algıladığım piskolog koltuğundan ne farkın kaldı sorarım sana!?

bunu düşün.bende neden bloğumla bi muhabbete giriştiğimi düşünücem sen bunu yaparken.

.asal sayı engeli

bu hayat çok mu tekdüzeleşti yoksa tekdüze olarak görülmeyen şeyleri sürekli ya da sıklıkla yapıyor olmak mı onları tekdüze kıldı bilmiyorum. ama kabak tadı alıyorum geceleri uykuya dalmaya çalışırken. içimde bi sıkıntı var çıkmıyor. beni rahatsız ettiğini bile çoğu zaman farkedemiyorum öylece oturmuş içimde benden bi parça olma yolunda ilerliyor gibi. ne zamandır böyleyim bilmiyorum.3 ay? 3 hafta? 3 gün? hiç bilmiyorum. herşey olması gerektiği gbi sanki. herşey fazla olağan. ve bu düzen beni delirtiyor. hiçbişey yapmasam hiçbişey düşünmesem de hayatım kendiliğinden akıp gidicekmiş hissi yaratıyor. benim hayatımın bana ihtiyacı yokmuş gibi. otomatik pilotla gidiyorum gibi.
havalar mı çok soğuk benim mi içim üşüyor bilmiyorum.
sadece biraz ısıya ihtiyacım var.donup kalıcam bi yerde sanki pat diye..
içimi kuruttuğumu herşeyi tükettiğimi,artık bişeyleri eskisi gbi hissedemediğimi farkettiğimde ve bişiler yapmayı gerçekten istediğimde geç mi olucak diye panikliyorum her zaman ki bişeylere geç kalma fobilerim giriyo devreye.çünkü şuan birşeyler yapmayı,ellerimi cebime koyup bari onları ısıtayım demeyi bile isteyemiyorum.istemiyorum değil. isteyemiyorum.
ve bu herşeyi daha da zorlaştırıyor.

yazın gelmesini bekleyemem tüm bunlar için. 'hayallerini yak, evi ısıt..' bu da doğru cümle değil. doğru cümle yok gibi. yanlış olmayan cümle var. yada yanlışı daha az olan..

5 Aralık 2009 Cumartesi

birşeyler '-miş gibi' yaparken..

Ben her şeye indirip kaldırarak,kafamı eğip bükerek,bi sağından bi solundan yok aşağısından bir de yukarısından ve bambaşka açılarla baktıkça,netlik ayarım bozuldu.Haliyle zaman alıyorum ben.Tanışsanız benimle sizden de alırım biraz zaman.Bir de Hayır'lara olan sevgim benimle beraber büyüyor galiba..hele ünlenen umursayamamayışlarım..Annemden bu konu da çok sopa yedim.Çünkü ben insanların hayal ürünlerinin kendilerini yansıttıklarına inanırım. Eğer güzelsen,iyiysen güzel şeyleri hayal eder iyi şeyleri düşlersin.Çirkinse için 'halin duman senin'.derim. Bir de herşeye hemen cevap vermemi de beklemeyin benden tabii,ertelerim.hem de öyle bi ertelerim ki bir de bakmışsın sen kuzeyde ben güney de kalmışız...Ee nolucak?Kendi aklıma da hayranımdır.Başkası benden daha iyi düşünsün,onunkine hayran olayım.Beğenmediğim yemeği de yemiyor,yedirtmiyorum.Yiyen var mı ?
Hayat anneyse bizi terbiye etme yöntemi buydu,'kötü söze biber sürmek'. ben öyle yapmadım..Bi kaç insan biliyorum aslında tek bir kişi.ama zamana ve oyuna göre bir çok benliğe bürünebiliyor,bu yüzden hiç bir kişi.Onların boş keselerinin içine baktım.İçin de kendimi aradım.Yoktum.Olduğumu zannediyorlar...
Sonra cümlelerinde kendimi görmeye ormana gittim.Çok farklı bir kızla tanıştım orda alanen..'sen de kimsin?'dedim.Sesini çıkaramadı.Üzerinde alsız pulsuz kirli bir elbise vardı.'Ne oldu da nasıl kirlendi bu elbise dedim?' 'üzerimden çıkartamıyorum' dedi.Yanında ki elini tutan adamın her yerin de bir kız ismi yazıyordu.'O kim?' dedim. 'Onu çok seviyorum' dedi. peki neden diğerinin elini tutuyorsun dedim. sesini çıkaramadı. 'eeeeeee yok artııııııık' dedim.Ne kadar çirkindiler,sahteydiler,zavallıydılar,ne kadar çaresizdiler.. Dedim ya,insan hayalini taşır,taşıdığı hayal onu yansıtır.. ne büyük bir zavallılık örneği idi.Piuuu hemen kaçtım!Onları orda bıraktım. çünkü ben insanları mutlu etmeye bayılıyorum. onlar ormanda kaldığı sürece o insanlarda mutlu oluyorlardı.Bıraktım eğlensin insanlar..
Ama insanların çaresizlikten ve birilerinin üzülmesini sağlamak adına ve eğlenebilmek için hayal gücüyle uydurduğu yalanlara,ezilmiş büzülmüş oyunlarına,kendini kendinden emin sanışlarına ihtiyacı olması ne büyük bi acıydı.Yarası olan ağlayarak gocunuyordu.ve ortada magazin bile vardı birileri kudurmuş bizi takip altına almıştı..vay be. Ama ben niye bu kadar basitleşebilmeyi beceremiyordum? Ve kıskançlık ne kadar aşağlık bi kompleks başkalarına yapmaya çalışırken neler yapabiliyor insanlar,kendilerine?
Ama iyi ki şu zamanda evden çıkıp üzerine para verip doktordan yeni bi burun alabiliyoruk.Yalan söylemekten burnu uzayanların burnu güzelce törpüleniyor,bir güzel parlatılıyor paketleniyor ve eve dönüyordu. Üzerine bir fiyongu eksikti onu da ben koydum..Akılma geldi sonra.. zaten eskiden de onlar adamın posterine ben gerçeğine sarılırdım.Durdum harika bi kahkaha patlattım.Sonra kahkahalar duydum kahkahalar eşliğinde kahkahalara büründük.Ben insanların delirmesini istemiyorum. bir dakika siz bi sakin olun..ben sizi umursayamıyorum zaten dikkatimi çekecek kadar renkli olamıyorsunuz..Gerçekten asıl benden söz edebilecekler parmak kaldırabilse.. balığın da insanın da sazanına bayılıyorum.Ama gözyaşartıcı bomba atıp gitmicem, henüz bunun için genciz.
Size de oluyor mu bazen içinizden bir ses diyor ki 'bir değişiklik yap hadi artık!' istiyor insanoğlu.. Mesela liseden beri çantasının ön gözünde muhakak mendil taşıyan kızlara özenmişimdir..ben yanların da tam bir kaostum..Kopyaya ihtiyaçları yoktu,patır patır dökülürlerdi.Benimse selpağım yoktu ve sınavdan önce onları bana notlarını vermeleri için ikna ederdim.Daha kaotik bi hale de dönüşebilirdim mesela o kişinin yazısını okuyamayıp gece gece onu rahatsız edebilmek gibi..Halbuki ben de istiyordum kırmızıyla başlık atmak hep aynı formatta yazı yazmak..

bişeyleri de bu yüzden seviyorum. selpakları da oluyor

2 Aralık 2009 Çarşamba

.

old faces r so cold, i need a brand new face..

30 Kasım 2009 Pazartesi

.olan

Birşeyler oluyor.
Birşeyler gidiyor.
Birşeyler bitiyor.
Birşeyler duruyor.
Birşeyler seviyor.
Birşeyler nefret ediyor.
Birşeyler unutuyor.
Birşeyler umursamıyor.
Birşeyler alışıyor.
Birşeyler terkediyor.
Birşeyler geliyor.
Birşeyler susuyor.
Birşeyler gülüyor.
Birşeyler istiyor.
Birşeyler değişiyor.
Birşeyler oluyor.

24 Kasım 2009 Salı

Oruç Aruoba

Özlediğin gidip göremediğindir

Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir;
ama gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen

15 Kasım 2009 Pazar

ayrıca herşeyden nefret etmek de neyin nesi ayol.


sıvalama.civalama.

itina ilen. hemide.

celb

Merhaba blög.
tekrardan merhaba. uzun zaman oldu evet. ama artık canım hiç buraya gelip sana bişeyler anlatmak istemiyor blög. aramıza bir soğukluk girdi bunu bir an önce hallet blög. sen yapmazsan ben bitiririm blög. gider hergün twit yazarım sende burda böyle noltaljik bir hareket olarak öylece kalırsın tozlanırsın tozunu silen bile olmaz blög. yaparım bunu blög. yaparım yıkarım bilirsin blög.

6 Ekim 2009 Salı

kötü gün 'dostlarıma'.

karşındaki için sadece adettendir diye bilinen şeyleri yapıyor olmak arkadaşlık dostluk değildir. olmayacaktır.
en azından benim için.

bu sadece insanlıktır.

ve kötü günler geçirmenin tek iyi yanı kim daha insan kim daha dost kavramını bi süreliğine şeffaflaştırmış olmasıdır.


hep söylüyorum; bazen birşeylerden emin olabilmen için,birilerinin canını gerçekten yakması gerekir. yada aslında bildiğin ama inanmak istemediğin şeyler vardır,ve karşındaki öyle birşey yapar ki bildiklerini görmezden gelmeye yüzün kalmaz kendine karşı..

biz insanlar 'en'ler veririz insanlara. en yakınım, en kardeşim, en sevdiğim, en güvendiğim, en en en...

genelde bizi en çok üzenler mutlaka sizden zamanında birkaç 'en' kapabilmiş olanlar oluyor.
ve bu 'en' kolay geri alınmıyor. geri almak için ödenen bedel kişiye göre değişir. ama can yanması herkeste ortak olandır..

...

uykudan uyanınca, yemek yerken, birileriyle oturmuş güzel güzel sohbet ederken, yolda yürürken bi anda içimden o cümle çıkıveriyor. kafamdan başlayıp hızla ayak uçlarıma kadar iniyor içimdeki sesin yankısı. şok etkisi gbi. insan zaten bildiği bişeyi tekrar tekrar kendinden duydukça nasıl böyle şaşırır, nasıl böyle inanamaz?

bünyem hep aynı tepkiyi aynı cevabı veriyor bu sese... "gerçekten de..."

rüyamda görüyorum bazen. uykuya dalmakla dalmamak arasındaki o anda genelde. belki de hayaldir sadece..

ordan sen de bizi görüyor musun?

......

çok uzaklarda değilsin biliyorum. uykumda gelip öp beni.. hissedicem söz..

4 Ekim 2009 Pazar

70 lik

acilen toparlanıp amerikaya gidiyoruz halamla. çnkü ben orda konferans vericem. elimde bir kağıt yolculuk boyunca konuşmayı ezberlemeye çalıştım.sonra vardık filan işte bi eve gittik tanıdıkmış.aman bir de ne göreyim yeni doğmuş nur topu gbi bir bebek!! kız çocuğu. sevdim öptüm kucakladım heyran oldum.nasıl güzel.
sonra babası olcak adama sordum çünkü o benim bi arkadaşımmış.
adını ne koycaksınız dedim.
-70lik dedi.
nee yetmişlik diye isim mi olur yahu saçmalamayın yazık değilmi yavruya filan dedim
olur cnm neden olmasın plak ismi sonuçta yetmişlik plak yani dedi
70lik plak olmaski ama cnm, 70lik rakı olur 70lik bira bardağı olur filan dedim.
ama yok ikna edemedim adam tutturmuş ille de kızımın adını yetmişlik koyucam diye..

sonra tam orda bebeği öpüp koklarken 70liğe şaşırıp sinirlenirken uyandım.

ben rüyalarımda konferansçı filan oluyorum bak. gözüm bayaa yükseklerde azizim! ama o 70lik ismi neyin alameti bilemedim çözemedim halen şaşkınım..

garson amcaya ne içersiniz dediğinde bi tane 30 küsürlük alayım demişliğimiz vardı ebet ama bukdrıda fazla be yahu. çüş! manyak mısın!?

27 Eylül 2009 Pazar

...

doğduğundan beri orda, yanında,yakınında,evinde olan birini düşün. şimdi de bidaha asla orda olamicanı düşün. bunu düşünmek çok garip hissettiriyor. 'bidaha asla..' ile başlayan cümleler çok can yakıyo. sadece bekleyip hiçbişi yapamamak insana kendini bokmuş gbi hissettiriyo.beklenen şey böyle bişey olunca beklemek işkencenin en büyüğü.
kendini alıştırmak diye bişey yok. sadece güçlü olmaya çalışmak var.
ölüm anlaşılmıyo. ölüme alışılmıyo. ölüm sadece yaşanıyo..

25 Eylül 2009 Cuma

oldu, olur, ve olacak.

İnsan kendisinin efendisi olduğuna inanmak istemiyor.Daha doğrusu bu ağır birşey.

Yani, yaptığın ve düşündüğün her şeyin sorumlusu olmak. ınsan hemen üleştirmek istiyor onu, biraz kader kıza, biraz gen oğlana, kalanı da sağa sola komşuya. ‘Oh' demek istiyor, ‘sırt üstü bıraktım kendimi, artık nereye gidersem söz akıntının'. Ben de bunlardanım. Kendini yaprak zannedenlerin teslimiyetinden gelen huzur nasıldır bilirim. Fakat, hayatı anlamak bana nasip değil. Bazı oluyor ki, bir düşüncenin kıskıvrak elime geçtiğini görüyorum. Direksiyonu kırıp, ona uğramıyorum ve bunun zevki başka şeyde yok.

Kelimelerle düşünceler çok haşir neşir olduğuna göre, lügatımdan çıkarmak istediğim kelimeler var. Tabi ki ilki, diyalogların piri ‘suçlama cümleleri'. Tahammülüm yok onlara. Ve ne yazıktır ki, konuşmalarımızın yüzde yetmişi gizli açık suçlama cümlelerinden oluşuyor. Ya kendimizi ya da karşımızdakini. Bir küçük test yaparsak, bunlar olmadan konuşmalarımızın azaldığını görürüz. Bu da çok yazık. Çünkü insanın içini buran, burum burum yapan bir şey suçlamak da suçlanmak da.

Diğer çıkarmak istediğim kelimeler: Olmadı, olamaz ve olmayacak. Bu üçlüyü gerçekten sevmiyorum. Bir kere olmadıysa, olmadı. Artık şu an dönüp dönüp arkadaki olmamışa bakıp, önümüzdeki duvara direğe toslamak çok saçma. Olamaz da insana bol bir laf. Çünkü her şey oluyor. Oldurtulabilir. ‘Olmayacak'sa, ne fenası! ınsanın hayalini kurutuyor. Biliyorum ‘neşe', geyik muhabbeti ve hafiflikten müebbet hapis yatıyor. Ama illa da yerine suç ve ceza koymaya gerek yok. Lügattan silinsin bunlar.

Yerlerindeki boşluklara: Oldu, olur ve olacak koyalım. Bunların iyi manada olanlarını. Daha önce söylediğim gibi, kelimelerin direksiyonunu kırarak, düşünceye hükmetmek mümkün. Geçenlerde olmamış bir şeyi düşünürken buldum kendimi. Bastırmışım gidiyorum ‘olmadı' otoyolunda. Derken bir u yaptım, bir saptım ‘ama bu oldu, hem bu da su da o da oldu'ya. Bir hız geldi üstüme. Ha, dedim bu kadar basitmiş. Bir tür kas çalışması. Yapın bi bakın.
Her şey çok güzel olucak.

N.K.

whats on ur mind?

facebook sormaktan bıkmadı bu soruyu.istisnasız her gördüğünde soruyo. aklımda ne var??
eğer ben aklımdakini yapmicaksam aklımda olan şeyin ne önemi var? İnsan aklına eseni yapınca böle hayal alemlerine dalıyo bide bunu sürekli yapınca sürekli o alemlerde gezinmiş oluyo. gerçeklikten uzaklaşıyo hatta belki. ve evet. hayallere dalıp dalıp gerçeği hayali birbirine karıştırıp durmam bundan.öyleyim.ben böyleyim.

23 Eylül 2009 Çarşamba

.balık objektif

ben geçen günlerde yada belki de dün belki yarındanda yakın bi zamanda bişi okumuştum. şimdide blokuma girip de o güzide eser,o kulağımın pasını alıveren şarkı çalmaya başlayınca aklıma geldi. bi hanım kızımız yazmış. demiş ki; hani sayfalarınıza şarkılar ekliyosunuz bu da yetmez gbi bunları giriş yapınca kendiliğinden çalsın diye ayarlıyosunuz ya, işte ben o saniye o sayfayı terk etmek hiçbişey okumamak istiyorum ve direk escape e basıyorum' demiş..(bunları da daha saldırgan bi tavırla uslubu bozarak söylemiş tabi) şimdi sayın hanım kız.. yani suç bizde biz sana haber vermeyi unutmuşuz. ama işte o yazılar o kakaralar kikiriler espriler şakalar komiklikler filan varya bu insanların bloggerlara yazdıkları hani.. onlar.. işte onlar sen oku diye yazılmadıııığ :(
bunu söylemek benim için de çok zor ama atlatırsın sen buna da alışırsın aslansın kaplansın koçsun bi kere sen.

yani şaka bi yana.. cidden garip insanlar var ya. kardeşim güzel kardeşim sana ne bunlardan ya? yani diyorum iyi insan olucam kimseye laf etmicem ağzımı açmicam sakin davranıcam hep filan diye ama.. yok.. inan çok zor. hele bide böyle blogger larını açınca şarkılar çalınca ordan kulaama kulaama.. ben nasıl iyi insan olayım nasıl olmadık şeylere burnumu sokmadan durayım boş vakitlerimde onun bunun hayatlarını irdeleyip düşününp durmayayım da nabayım ben boş beleş bi insanın tekiyim' dediniz de ben mi duymadım, ondan mı şaşırıyorum. pardon pardon tmm ozmn.. yine kabahat bende, affola merve affola...

15 Eylül 2009 Salı

blogger'a kuma geldi twitter

her ne kadar twitter meydanlarında fazlaca at koşturur olsamda senin yerin ayrı blogger. twitter arkadaş sense dostsun benm için, uzun zaman görüşmesende yeri hep ayrı kalan görüşünce kaldığı yerden devam ediveren dostluklardan bu. ehaeheuh. muck. (bloğa öpücük atmak?)

8 Eylül 2009 Salı

'he's just not that into you' adlı filmi sonunda izledim az önce. ehah eğlendirirken çaktırmadan düşündürüp bi lan!bak hakket ama yaa! dedirten bir film imiş kendisi. ama scarlett johansson a bi uyuz oldum nedendir bilinmez. 'sahip olduğu tek şey görüntüsü' hissiyatı uyandırdığı için belkide, benim beynim yok der gbi bakıyo hatun.

itiraf.com

değer biçtiğin, önem verdiğin bi şeyin bi anda ilgi alanından tamamen çıkması o şeyin hacmine büyüklüğüne bağlı olan boşluklar doğuruyor.
güzel yanı da,neyle doldurcağına karar vermekte özgürsün!
neyse gitmem gerek. malum doldurulcak boşluklarım,düzenlenicek dosyalarım var:)