14 Ekim 2010 Perşembe

fitter happier.

sabah uyandım. gözümü açınca tavandaki bulutların arasından keskin bir ışık hüzmesi halindeki mutsuzluk saldırısı yüzünden gözlerimi ellerimle kapatmak zorunda kaldım.saldırı tekrarlanmasın diye sıcağa bile aldırış etmeden kafama yorganı çektim. sonra sanırım sıcaktan bayılmışım, ama uyuyorum sandım o an.
sonra bütün ülkede olağanüstü hal alarımları çalmaya başlamış sese tekrar uyandım. ama ilk uyandığımda kıyamette çalınacak olduğunu hep duyduğum sur sesi sanıp çok korktum.
neyse sokağa çıkma yasağı işime geldi. sıcakta bayılmanın etkisiyle midem hala bulandığından kahvaltı edemedim. zaten bütün o kıtlık olacak uyarılarına kulak asmamış ve evde yiyeceksiz kalmıştım. babamın son gelişinde salona süs olsun diye getirdiği karpuzu tırtıkladım. çok güzel karpuz keserim normalde ama onu kesmeye kıyamadım. bir ara salon kapısında biriyle karşılaştım hırsız olduğunu beni bıçakladığında anladım. uyandığımda gitmişti çok sevindim.
bi durup etrafa bakınca herkesin nereye gittiğini merak ettim. aklıma geldi sonra hepsini kovduğum.
ama nedenini hatırlayamadım.
sonra bütün kağıtları buruşturup denize attım.deniz kokusunu ciğerlerime çekip kendimi zehirlemeye çalıştıysam da beceremedim.yüzen kağıtlara bakarak hayal kurdum.hayatın ne kadar güzel olduğunu düşünüp ağladım. sonra mavi otobüse binip evime gittim ve bütün ışıkları yakıp beklemeye başladım...


'06/08/2010'

1 yorum:

Profösör dedi ki...

Ben de bekliyorum umutla.